9 Aralık 2017

A. S. Byatt - Ragnarök: Tanrıların Alacakaranlığı

İngiliz yazar A. S. Byatt,  “Ragnarök: Tanrıların Alacakaranlığı” başlıklı eserinde okura İskandinav mitolojisini anlatıyor.  Az çok mitolojiye ilgi duyan ya da İskandinav mitolojisinden uyarlanan çizgi roman ile filmleri izleyenler, Odin, Thor ve Loki gibi isimleri bilirler. İşte Byatt da bu kitapta bu üçlünün ortaya çıkma ve sonları ile ilgili mitolojiyi aktarıyor bize.

A. S. Byatt, İskandinav mitolojisini anlatırken bir yandan da İkinci Dünya Savaşı döneminde babası savaşa giden bir çocuğun da öyküsünü anlatıyor. Yazar bu çocuğu bize “çelimsiz bir çocuk” olarak tanıtıyor. Kitabın sonunda yaptığı açıklamada çocuğun çelimsizliği fiziki zayıflığından değil içinde yaşadığı ortam ve dünya ile bağıyla ilgili olduğu bilgisini veriyor.

27 Kasım 2017

Alan Moore ve David Lloyd - V for Vendetta (Çizgi Roman)

V for Vendetta, Alan Moore tarafından yazılan ve çizimleri de David Lloyd tarafından yapılan bir İngiliz çizgi romanıdır. İlki 1982’de yayımlanan ve toplam 10 bölüm olan çizgi romandaki olaylar distopya ve kıyamet sonrası bir dünyada geçiyor.

Romanın konusu “yakın gelecekte” yaşanan olaylar olarak nitelendiriliyor. Tarihler ise 1997 ve 1998 olarak geçiyor çizgi romanda. Tabii eserin ilk defa 1982 yılında yayınlandığını göz önüne almak lazım.

V for Vendetta’yı bilmeyen yoktur herhalde. Çünkü aynı ismi taşıyan ve yönetmen koltuğunda James McTeigue’in olduğu bir filmi (2005) de var. Filmi çok beğenilmiş ve halen çok popüler.

17 Kasım 2017

Okuduğum kitaplar ve film uyarlamaları


Okuduğum kitapların, eğer varsa filmlerini de mutlaka izlemeyi severim. Tabii burada önemli olan film uyarlamasının iyi olup olmadığıdır. Örneğin Alexandre Dumas’nın eserlerinin şimdiye kadar onlarca film uyarlaması yapılmıştır. Özellikle Monte Cristo Kontu eseri ile ilgili o kadar çok film uyarlaması var ki, saymakla bitmez. Ancak ben şahsen kitaptaki öykünün dışına çıkan, sonucu ya da içeriğini kendine göre değiştiren filmleri sevmiyorum.

9 Kasım 2017

Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Atatürk

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Atatürk” başlıklı bu monografide okura bir Mustafa Kemal Atatürk portresi çiziyor. Yazar en başta okura bu eser ile ilgili şunu söylüyor: “Bundan başka, beni okuyacak olanlara şunu da hatırlatmak isterim ki, bu kitap, Atatürk'ün ölümünü takip eden yas ve elem haftalarında ve hemen bir hamlede yazıldığı için onda büsbütün objektif bir vakıf aranmamalıdır.” (s. 11)

Yakup Kadri, daha sonra biyografik tahlil denemesi dediği bu eserinin hangi şartlar altında yazıldığını ve hangi koşullarda da yayınlandığını anlatır. Yukarıdaki alıntıda bu denemenin Atatürk’ün ölümünde sonra yani 1938 yılında yazıldığını biliyoruz. Ancak hemen yayımlanmaz. Yazar ilk başta hüzün içinde yazdığı bu eserin yanlış anlaşılması, bir ağıt olarak görülmesi ve algılanmasını istemediği için yayımlatmaz. Bu kitap yazıldıktan ancak 8 yıl sonra, artık kitapla ilgili algıları konusunda endişeleri giderilince yayımlanır.

31 Ekim 2017

Truman Capote - Tiffany’de Kahvaltı

Amerikalı yazar Truman Capote’nin 1958 yılında yayınlanan kısa romanı Tiffany’de Kahvaltı, yazarın en iyi eseri olarak nitelendiriliyor. Ayrıca Capote’un romanının ana karakteri Holly Golightly de yazarın ortaya koyduğu en iyi roman karakteri olarak biliniyor.

Romanda adı bilinmeyen anlatıcı (ana karakter Holly Golightly onu kardeşine benzediği için Fred diye çağırır) kiracı olduğu kırmızı tuğlalı bir apartmandaki komşusu Holly Golightly’yi ve öyküsünü anlatır.

20 Ekim 2017

Gabriel Garcia Marquez - Kırmızı Pazartesi

Gabriel Garcia Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” başlıklı romanı, bir kasabada herkesin bildiği bir cinayetin işlenmesinin hikâyesini anlatıyor. Roman, Kolombiya’da yaşanan gerçek bir olayı konu ediniyor. Türkçe’ye “Kırmızı Pazartesi” olarak çevrilen romanın özgün adı ise konusunu daha iyi yansıtan başlık taşıyor: “Crónica de una muerte anunciada”, yani “Önceden Haber Verilen Ölümün Kronolojisi”.

Kolombiyalı ünlü yazar Marquez, hikâyeyi yaşandığı sırayla, zamanın akışına göre anlatmıyor. Romanın ilk cümlelerinden Arap asıllı ana karakter Santiago Nasar’ın artık öleceğini öğreniyoruz. Yani Nasar’ın ölecek olması, romanın sonunda verilen ya da sürpriz bir olay değil. Neden, nasıl ve kim tarafından öldürüleceği romanın ilerleyen sayfalarında cevap bulacak sorulardır. Hikâyenin en ilginç yanı ise kasabada Nasar’ın öleceğini kendisi dışında herkes biliyorsa neden bu cinayet durdurulmadı ya da önlenemedi sorularıdır.

15 Ekim 2017

Joseph Conrad - Karanlığın Yüreği

Polonya asıllı İngiliz yazar Joseph Conrad, “Karanlığın Yüreği” başlıklı uzun öyküsünde okuru Afrika’nın kalbine, Kongo Nehri’nin derinliklerine götürüyor. İlk başta başlığı fantastik, korku yüklü bir izlenim verse de Conrad bu eserinde en başta sömürgecilik ve ırkçılık konularını işliyor.

Anlatıcı, Charles Marlow isimli bir kaptanın anlattığı serüvenini naklediyor. Afrika’nın kalbine gidişi, burada bir teknenin kaptanı olarak Kongo Nehri’nin derinliklerine seyahat edişini anlatıyor. Bir yandan Afrika’yı sömüren kendisi gibi beyaz insanlar, bir yandan da beyazların “düşman, hükümlü, işçi ve isyancı” diye ad taktıkları yerel halk.

12 Ekim 2017

Shah Bhudhai - ……….……….……….

Hayatım boyunca çok kitap okudum. Ancak bu son okuduğum kitap kadar farklı bir kitap hiç okumamıştım. Shah Bhudhai mahlaslı bir yazar ve şair tarafından kaleme alınan bu kitabın ilk dikkat çeken özelliği, başlığının olmamasıdır. Başlık yerine yazar “……….……….……….” koymayı tercih etmiştir. Saydım tam otuz tane nokta var. Bir yanlış olmasın diye bir daha saydım. Hayır, hata yok. Peki yazar bu otuz nokta ile okura ne anlatmaya çalışıyor.

Otuz noktanın anlamını her okur kendisi düşünsün ancak kesin olan bir şey var. Yazar okurdan pasif bir okur olmasını istemiyor. Kitapta eksik bıraktığı yerleri onunla birlikte tamamlamasını istiyor ve ondan bunu bekliyor.

5 Ekim 2017

Nikolai Leskov - Mtsensk İlçesi'nin Lady Macbeth'i

Nikolai Leskov, 19. yüzyıl Rus yazarları arasında belki de en az tanınanlardandır. Ancak “Mtsensk İlçesi'nin Lady Macbeth'i” başlıklı uzun öyküde, Rus toplumundan kısa bir anı çok etkileyici bir tarzda sunuyor bize. Bu uzun öykü ise ana karakterin kadın olması ve bir kadının planlayarak işlediği cinayetleri anlatması dolayısıyla farklılık gösteriyor.

30 Eylül 2017

Zülfü Livaneli, Cağrı Coşkun - Harem (Çizgi Roman)

Bu kitap, son yıllarda okuduğum üçüncü çizgi romandır. Bir çizgi roman okumayı denemek için birkaç yıl önce H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı eserinden uyarlanan bir çizgi romanı elime almıştım. Geçenlerde bu kitap elime geçince de merak ettim. En başta üstünde Zülfü Livaneli ismi olunca okumaya karar verdim.

“Harem” başlığı taşıyan bu çizgi roman, Livaneli’nin “Engereğin Gözü” tarihi romanından uyarlanmıştır.