27 Ocak 2018

Jared Diamond - Tüfek, Mikrop ve Çelik (3. Kısım)

3. Kısım: Yiyecek Üretiminden Tüfeklere, Mikroplara ve Çeliğe

11. Bölüm: Öldürücü Bir Armağan: Hayvan Varlığı

“Çiftçiler genellikle en kötü mikropları saçarlar, daha iyi silahları ve zırhları vardır, daha güçlü teknolojilere sahiptirler, fetih savaşları yapmayı daha iyi beceren okumuş yazmış seçkinleriyle merkezi bir yönetim altında yaşarlar.” (s. 252)

“Yakın tarihimiz boyunca insanların ölümüne yol açmış başlıca hastalıklar -çiçek hastalığı, grip, verem, sıtma, veba, kızamık ve kolera- hayvan hastalıklarının evrimleşmiş halidir, işin tuhafı bizim salgın hastalıklarımızın çoğunun nedeni olan mikropların büyük bir kısmı artık neredeyse yalnızca insanlarda görülür. Hastalıklar insanların ölüm nedenlerinin başında geldiği için tarihi biçimlendirmede de önemli rol oynamışlardır. II. Dünya Savaşı'na kadar savaşlarda ölenlerin çoğu savaş yaralarından değil savaşla taşınan hastalıklardan ölüyordu.” (s. 253)

22 Ocak 2018

Murad Ertaylan - Kedileri Daha Çok Seven Adam

Türkiye, 20. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa ülkelerine çok göç vermiştir. Bu eser ise Türkiye’den çok daha uzaklara, Yeni Zelanda’ya göç eden bir ailenin öyküsünü anlatıyor. Tabii bir de bu ailenin hayvanları çok sevmesi var. Özellikle de ana karakter “Büyük A.” lakaplı Alp Kuzu, kedileri çok seviyor.

Bu kitap, yazar Murad Ertaylan’ın yayımlanan altıncı kitabı. Yazar, önsözde bu eseri yazarken kendisine Dalai Lama’nın şu sözlerini düstur edindiğini söylüyor: “Bu dünyanın daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok. Aksine bu dünyanın acilen ve her türden fazlaca barışçı, iyileştirici, onarıcı, öykücü ve sevgi dolu insanlara ihtiyacı var.” (s. 7)

8 Ocak 2018

Mevlânâ - Mesnevi (2. Cilt)

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevi’si Doğu klasikleri arasında en başta okunması gereken ve ünü tüm dünyaya yayılmış bir kitap.

Mesnevi altı cilt şeklinde yazılmıştır. Birinci cildin yazımına başlanma tarihi kesin olarak bilinmiyor. İlk ciltte de bununla ilgili bir bilgi yoktur. Ancak birinci cilt ile ikinci cildin yazımı arasında altı yıllık bir ara olduğu biliniyor. İkinci cildin yazımına ise 1264 yılında başlandığı bilgisi yer alıyor kitabın başında.

Birinci cilt ile ikinci cildin yazımında neden altı yıllık uzun bir ara olduğu kesin olarak bilinmez. Ancak kitabın başında Mevlânâ bu işte bir hikmet olduğuna değiniyor. Mevlânâ ikinci cildin başında bu gecikmeye açıklık getiriyor. Bu işte Tanrı hikmetleri olduğunu söyler ve üstü örtülü, bunların herkesçe bilinemeyeceğini, bilinse de anlaşılmayacağını söyler.